31 Ağustos 2006 Perşembe

In The Good Old Summertime ****

You've Got Mail'in internet oncesi, yavas posta eliyle yuruyen mektup arkadasliklari gunlerine ait bir yari muzikal-yari romantik komedi versiyonu.

Ozette You've Got Mail'in versiyonu dedik ama aslen YGM bu filmin gelismis versiyonu. Hatta In The Good Old Summertime da The Shop Around The Corner'in muzikal versiyonu, ki o da Perfumerie adli Avrupa kokenli tiyatro oyununun sinema versiyonu. Filmin kokleri oldukca derinde nitekim. Aslen dusununce romantik komedi icin harika bir hikaye. Birbirinden nefret eden cift, ama farkinda olmadan da birbirlerine asiklar. Fiziksel gorunuse degil, agizdan cikanlara asik olunan bir hikaye (hani herkesin aradigi ideal ask); nefret ettiginiz kisilerde bile aski bulabileceginize dair umut kaynagi.

Filmin kavgaci ciftini muzik aletleri dukkaninin iki saticisi Andrew Larkin (Van Johnson) ile Veronica Fisher (Judy Garland) olusturuyor. Biraz kavgali bir ilk sahneden sonra birlikte calismaya ve birbirinden nefret etmeye baslayan cift habersiz olarak karsilikli mektup yazar, mektuptaki arkadasina asik olur. Onlarin kavga ettigi donemde romantizmi dukkan sahibi Otto Oberkugen (SZ Zakall) ile 20 yillik aski Nellie (Spring Byinton) tasiyor. Oberkugen'in sakar yegeni Hickey (Buster Keaton) filmin komedi yonunu guclendiriyor.

Her klasik filmdeki gibi birkac tarihi bilgi notu vereyim. Film once Frank Sinatra - June Allyson ikilisine verilmis ama ikisi de cekilmek zorunda kalinca Garland - Johnson getirilmis. Bir de filmin adi once "The Girl From Chicago" olarak konmus, sonra daha muzikal ve mutlu olan "In The Good Old Summertime"a donmus. Son olarak da Buster Keaton ilk kadroda yokmus, bir komedi sahnesi hakkinda fikrini almak icin yonetmen cagirmis, sonra da rolu ona oynatmak icin tekrar yazmis.

Judy Garland, muzik aletleri dukkani... Haliyle muzik de olacak. Lakin basta da dedigim gibi film yari muzikal seviyesinde kaliyor zira Van Johnson pek bir suskun. Muzikallerde de oynamis MGM kariyeri boyunca ama herhalde sesi cok da iyi degil. Onemli degil. O yarim muzikal kismi Garland basariyla tasiyor. Sesini gosterdigi bir iki numaranin yaninda iki tane de dans numarasi var. Muzikalden eksik kalan dakikalar oncelikle buyuk komedyen Buster Keaton'in slapstick komedisiyle senleniyor. O donemde yeni ortaya cikmaya baslayan bir keman virtuozu Marcia Van Dyke da iki kisa parcayla dikkat cekiyor.

Filmin kalbinde ise Garland ile Johnson'in romantik sahneleri var. Iki yildizin adeta filmden kopmus, evlerinin salonunda otururmuscasina oynadigi bu sahneleri nasil tarif edebilirim diye dusundum. Yakin donemden beni etkileyen iki sahne geldi aklima. Garland-Johnson sahneleri, David Lynch'in Mulholland Dr.'inda Naomi Watts hani bir rol icin secmeye katiliyordu da bir sahne oynuyordu, o sahnedeki tutku yogunlugu ile Before Sunrise'da Julie Delpy - Ethan Hawke'un Viyana'daki plakcinin ufacik dinleme odasinda bakislari ve mimikleriyle oynadiklari sahnenin sakin, cekingen ask kivilcimlarinin birlesimi. Daha eskilerden ornek verirsem It's A Wondeful Life'ta James Stewart - Donna Reed'in telefon basindaki sahnesi akla geliyor. Meet Me In St. Louis'deki isik sondurme sahnesinin tekrari yerine gecebilecek ilan-i ask sahnesi ozellikle bir harika. Cekimi, kurulumu, oyunculari ve isiklandirmasiyla. Gunumuz romantik komedilerinin romantik kismi genelde bir "opusme"ye indirgeniyor. Soyle gerilere bakip ornek almak lazim diyeyim ama bir Garland daha nereden bulacaksiniz. Ya da yine hemen akla gelen bir sahne Breakfast At Tiffany's de George Peppard'in Audrey Hepburn'e gitmemesi icin yalvardigi sahneyi cekmeye Hepburn'le Peppard'i geri mi getireceksiniz? (tamam haksizlik etmeyelim, gunumuzde de iyi cekilen sahneler var.)

Cok dagilmadan toparlama kismina gelirsek. Muzikal bekleyerek degil de romantik komedi bekleyerek izlerseniz hosunuza gidecektir.

0 comments: