1 Ekim 2006 Pazar

I Could Go On Singing ****

Sinema tarihinin en parlak yıldızlarından Judy Garland'ın son filmi. Bilmem ki başka söze gerek var mı bu yazıyı açmak için?

MGM yıllarında sürekli neşeli müzikallerde yer alan, ağlasa da sonunda gülen Judy Garland'ın MGM sonrası "A Star Is Born"la başlayan, nispeten kısa, sinema kariyeri dramlardan oluşuyor. "I Could Go On Singing", Avrupa turnesinde bir Amerikan ses sanatçısı Jenny Bowman'ın (Judy Garland), Londra'da on gün içinde yaşadıkları üzerine. Eski sevgilisi David'i (Dick Bogarde), velayetini kendisine bıraktığı, annesinin yaşadığından habersiz oğlu Matt'i (Gregory Phillips) sadece bir kez görmek için ikna eden Bowman, David'in şehir dışına çıkmasıyla verdiği sözü unutup oğluyla daha fazla zaman geçirmeye başlar. David'in bu duruma tepkisiyle film ve dağınık çekirdek ailenin ikili ilişkileri zirve (veya dip) noktasını buluyor.

Senaryonun beni çok çektiğini söyleyemem. Londra manzaraları her ne kadar güzel olsa da tepe noktasına kadar film genelde ayak sürümüş, boş yere süreyi uzatmış gibi. Sunset Blvd'da Norma Desmond'ın "Sen eskiden büyüktün" diyen yazara "Ben hala büyüğüm, filmler küçüldü" diye cevap vermesini hatırladım izlerken. Sanki bu senaryo Garland'a biraz küçük gelmiş.

Senaryonun zorlandığı yerde Garland sahne alıp müzikal yıllarında çok görmeye fırsat bulamadığımız, çoğunlukla doğal, yeri geldiğindeyse sarsıcı oyunculuğunu "A Star Is Born"daki gibi sergileme fırsatı buluyor. İzlerken tarifi mümkün olmayan bir zevk alıyorsunuz. Ve tabii o muhteşem ses. Sözlere duygularını aktaran Garland, her parçayı yaşatıyor. Özellikle finaldeki "I Could Go On Singing"de 2 yaşından beri sahnede olan yıldızın en mutlu olduğu yerin, evinin sahne olduğunu farkediyorsunuz. Dick Bogarde, Jack Klugman, Aline MacMahon ve Matt rolünde Gregory Phillips Garland'ın oyununu tamamlıyor.

Garland'ın gençlik filmlerinden (Wizard Of Oz gibi) bir resmiyle bu filmden bir resmini yanyana koyunca önce iki resmin gözlerinde aynı parıltı, dudaklarında aynı gülümseme farkediliyor. Sonra yılların (ve diğer etkenlerin) yaptıklarına takılıyor gözler, hüzün kaplıyor içinizi. "I Could Go On Singing" alışıldık "mutlu" Garland filmi değil. Boşverin. Senaryosu da iyi değil. Onu da boşverin. Son kez Frances Gumm'ın yılların çürütemediği yeteneğine bırakın kendinizi.

0 comments: