22 Eylül 2006 Cuma

The Shop Around The Corner ***1/2

You've Got Mail'i biliyorsunuz. In The Good Old Summertime'dan da ben bahsettim vaktiyle. The Shop Around The Corner, bu iki filme kaynaklık etmiş tiyatro oyunu Parfumerie'nin 1940 tarihli ilk sinema uyarlaması. Bu açıdan bakıldığında "tavşanın suyunun suyunun suyu" hikayesindeki ilk tavşan suyu.

Hikaye malum. Kadınla erkek işyerinde sürekli kavga eder. İkisinin de hayalinde bir gün hayat üzerine derin düşüncelerini paylaştığı, kimliği belirsiz mektup arkadaşıyla buluşmak ve mutlu bir yuva kurmak yatar. Erkek, mektup arkadaşının sürekli kavga ettiği iş arkadaşı olduğunu öğrenir ve mutlu son.

Ardından gelen iki filmle arasındaki temel fark tanımadığımız mektup arkadaşının kimliğini erkek kahramanla beraber öğrenmemiz. Dükkan sahibi ile eşi arasındaki ilişki de değişik bir boyuta sahip. Son olarak, önemsiz bir ayrıntı ama iş sahası değişen dükkan bu sefer de el çantası satıyor. (hatırlatma babında. Summertime'da Judy Garland'ın şarkı söyleyebilmesi için müzik aletleri, Mail'de ise entellektüel havayı tamamlamak için kitap satıyordu Parfumerie) Bu filmin diğerlerine göre tiyatro oyununa daha bir yakın kaldığı, tam olarak sinema filmi haline gelmediği gözleniyor.

Başrollerde Margaret Sullavan ve James Stewart'ı izliyoruz. Fiziksel olarak müzikal dönemin bir diğer sempatik sarışını June Allyson'a benzeyen Margaret Sullavan, Judy Garland gibi sesini konuşturamasa da romantik komediye uygun bir oyunculuk sergiliyor. Kendisiyle ilgili üzücü bir not ve acı bir tesadüf, Garland gibi 49 yaşında uyuşturucudan (IMDB intihar demiş) ölmüş olması. Ekrandaki neşesini izlemek hüzünlendiriyor insanı.

Summertime'da Garland'ın yanında Van Johnson'ın sönük kalması (suçlamayın adamı, Astaire'le Kelly'den sahne çalabilen bir oyuncudan konuşuyoruz) gibi, bu filmde de dikkatler James Stewart üzerinde. Filmlerinde genelde sevilen insan olan Stewart, nefret edilmesi gereken anlarda bile bu özelliğini koruyor. Oz büyücüsü Frank Morgan da dükkanın sahibi Matuschek rolünü almış.

Aynı şarkıyı farklı ağızlardan dinlemek gibi aynı hikayeyi farklı oyuncularla izlemek de zevklidir. Tabii oynayan oyuncular her seferinde Stewart-Sullavan, Garland-Johnson ve Hanks-Ryan gibi kaliteli olursa. Dikkatinizi çekti mi bilmem, erkek ve kadın karakterler arasındaki denge son filmde tutturulmuş gibi. Zamanın değiştiğinin habercisidir belki de.

Summertime'ın yanında biraz sönük kalması Nasrettin Hoca fıkralarının günlük hayatta yanılabileceğini gösteriyor. Yine de klasiktir, izlenebilir.

0 comments: