Üniversite yıllarıyla birlikte az çok sinemaya ve Amerikan dizilerine ilgi duymaya başladığımdan beri içimde bir uktedir NY'ta, Dünya'nın merkezinde yaşamak. Moleküler Biyoloji alanında doktora yapmak için yurtdışına çıkmak neredeyse bir mecburiyet olduğundan, İstanbul'lu olmanın da etkisiyle "Artık gideriz NY'a" dedim kendi kendime.Dedim de, gitmek (kalıcı olarak gitmek) bir türlü kısmet olmadı. Doktora için önce Texas'ın Dallas'ında buldum kendimi. İnsanların sokakta yürümeye çekindiği, arabalarıyla bütünleştiği bu güneyli şehir pek hoşuma gitmedi.
Çalıştığım grup Dallas'tan Minneapolis'e taşınınca ben de peşlerinden sürüklendim. Kuzeyin ufak-tefek, havası soğuk, insanı sıcak şehri kalbimi çaldıysa da, bilimsel olanakları yetersiz kaldı.
Bu sene başında Nisan'a doğru doktora alacağım belli olunca başladım fellik fellik lab aramaya. Hem konusu bana uyacak, hem hocası tanınır olacak, hem de (mümkünse) NY'ta olacak. Şans bu ya, iki mülakata davet edildim, ikisi de NY'tan. Sonunda "Big Apple" buyur etti beni sınırları dahiline. Manhattan'ın göbeğinde, Rockefeller Üniversite'sinde göreve başlıyorum 1 hafta kadar sonra.
Pek yakında NY'tan bildirmek üzere.
0 comments:
Yorum Gönder